ABD’de SVB’nin çöküşü sonrası Credit Suisse hisseleri düştü, İsviçre Merkez Bankası ‘yardıma hazır’

Simon Read & Natalie Sherman | BBC Ekonomi Muhabirleri

ABD’deki Silikon Vadisi Bankası’nın (SVB) çöküşü daha geniş çaplı kriz endişelerini arttırırken, İsviçreli düzenleyiciler “gerekirse” sorunlu bankacılık devi Credit Suisse’e yardım etmeye hazır olduklarını söyledi.

İsviçre Merkez Bankası’nın açıklamaları Credit Suisse hisselerinin yüzde 24’lük düşüşle rekor seviyeye gerilemesinin ardından geldi.

İsviçreli bankacılık devi Credit Suisse’in hisseleri, SVB’nin çöküşü ardından yatırımcıların tedirginliği nedeniyle rekor düşük seviyeye geriledi.

Credit Suisse’in hisseleri, muhasebe kontrollerinde “önemli zayıflık” olduğunu açıkladığı Salı gününden bu yana değer kaybetti.

Yatırımcılar, sorunlarla boğuşan bankanın ABD’deki banka iflaslarının sonuçlarıyla nasıl başa çıkacağı konusunda endişeli.

Hisse senedi piyasalarına yayılan endişe nedeniyle tüm büyük endeksler keskin bir düşüş gösterdi.

Capital Economics’ten Andrew Kenningham, “Credit Suisse’teki sorunlar bir kez daha bunun küresel bir krizin başlangıcı mı yoksa sadece bir başka ‘kendine özgü’ vaka mı olduğu sorusunu gündeme getiriyor” diye yazdı.

Banka mali durumunun endişe verici olmadığında ısrar ederken, genel müdür de nakit rezervlerinin “hala çok çok güçlü” olduğunu söyledi.

Avrupa borsalarında düşüş

ABD’deki üç büyük hisse senedi endeksi New York’taki açılış işlemlerinde düşerken, Avrupa borsaları da öğleden sonra düşüş kaydetti.

İngiltere’de FTSE 100 geçen hafta yüzde 6 düşerek son üç ayın en düşük seviyesine ulaşırken, Çarşamba günü de yüzde 3,8 düşüşle 2020’den bu yana bir günde en büyük düşüşü gösterdi.

Credit Suisse gibi büyük bir bankada yaşanan sorunların geniş çaplı yansımaları olabilir. Stoxx Europe bankacılık endeksi yüzde 7’den fazla düşerken, dünya genelinde bankacılık hisseleri baskı altında kaldı.

Almanya’da Dax yüzde 3’ten fazla, Fransa’da Cac 40 endeksi ise yüzde 3,5 civarında, İspanya’da Ibex 35 yüzde 4’ten fazla düşüş gösterdi.

Bankacılık sektöründeki çalkantı, geçen hafta ABD’nin en büyük 16. bankası olan ve teknoloji şirketlerine kredi verme konusunda uzmanlaşan SVB’nin çöküşüyle başladı.

SVB’nin çöküşünün ardından New York merkezli Signature Bank da iflas etti ve ABD’li düzenleyiciler her iki bankadaki tüm mevduatları garanti altına aldı.

Ancak çöküşün etkilerine ilişkin korkular devam etti ve banka hisselerinin alım satımı bu hafta dalgalı bir seyir izledi.

Kredi derecelendirme devi Moody’s Salı günü ABD bankacılık sistemini daha fazla sorunun beklediği uyarısında bulunarak sektörün görünümünü “faaliyet ortamındaki hızlı kötüleşmeyi” yansıtacak şekilde durağandan “negatife” düşürdü.

Yatırım devi BlackRock’ın CEO’su Laurence Fink yatırımcılara yazdığı yıllık mektupta “Hasarın ne kadar yaygın olduğunu bilmek için henüz çok erken” dedi ve “Düzenleyici kurumların tepkisi şu ana kadar hızlı oldu ve kararlı adımlar bulaşma risklerinin önlenmesine yardımcı oldu. Ancak piyasalar tedirgin olmaya devam ediyor” diye ekledi.

1856’da kurulan Credit Suisse, son yıllarda kara para aklama suçlamaları ve diğer sorunlar da dahil olmak üzere bir dizi skandalla karşı karşıya kaldı.

Bankanın performansı 2021 ve 2022’de, 2008 krizi sonrasının en kötü yılları olarak kayda geçti; hisseleri geçen yıl yaklaşık üçte iki oranında düştü.

Bankanın Salı günü finansal raporlama kontrollerinde “önemli bir zayıflık” olduğunu açıklaması endişeleri yeniden artırdı ve büyük yatırımcı Suudi Ulusal Bankası, İsviçreli kredi kuruluşuna daha fazla fon enjekte etmeyeceğini açıkladı.

Endişeler ABD’deki bölgesel bankaların hisse fiyatlarına da yansıdı ve analistlerin daha istikrarlı olması gerektiğini söylediği en büyük ABD bankaları bile Salı günkü piyasa toparlanmasının ardından hisselerinin tersine döndüğünü gördü.

Kenningham, “Credit Suisse, Avrupa’nın büyük bankaları arasında en zayıf halka olarak görülüyordu, ancak son yıllarda zayıf karlılıkla mücadele eden tek banka o değil” dedi.

SVB’yi vuran sorunlardan biri, para toplamak için elinde bulundurduğu ABD devlet tahvillerini satmak zorunda kalmasıydı.

Ancak bu tahvillerin değeri, ABD Merkez Bankası’nın enflasyonu frenlemek için borçlanma maliyetlerini arttırmasıyla geçtiğimiz yıl düşmüştü.

Birçok merkez bankası faiz oranlarını yükseltiyor. Faizler yükseldikçe tahvil portföylerinin değeri düşüyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir